“FINDIK ÜRETİCİMİZİN MAĞDUR OLMAMASI İÇİN GİRİŞİMLERİMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ
“FINDIK ÜRETİCİMİZİN MAĞDUR OLMAMASI İÇİN GİRİŞİMLERİMİZİ SÜRDÜRÜYORUZ
İçeriği Görüntüle

Eskiden fındık ayı, üreticinin yüzünün güldüğü aydı.

Yaz boyunca evin ihtiyaçları, çocukların okul masrafları, pazarı, mutfağı derken esnafta biriken veresiye hesapları olurdu. Fındık zamanı geldiğinde ürün satılır; borçlar ödenir, çocukların okul ihtiyaçları karşılanır, evin eksikleri tamamlanırdı.

Fındık, Karadeniz insanı için sadece bir tarım ürünü değil, adeta yıl boyunca tutulan hesabın kapanış günüydü.

Ya şimdi?

Fındıklığın temizliği, gübresi, ilacı, işçiliği derken üretim maliyetleri her yıl biraz daha artıyor. Özellikle işçi yevmiyeleri, fındığı toplamanın maliyetini ciddi biçimde yükseltiyor. Buna karşılık fındık fiyatı, enflasyon ve artan maliyetler karşısında üreticinin beklentisini karşılamıyor.

Eskiden fındık satılınca dertler biterdi.

Şimdi ise fındık satılınca insanın aklına başka bir hesap düşüyor:

“Ben bu fındığı toplamak için ne kadar harcadım, elime gerçekten ne kaldı?”

En acısı da şu:

Üretici artık fındığını satıp borçlarını kapatmanın sevincini değil, fındığı toplarken yaptığı masrafın zararını nasıl karşılayacağını düşünüyor.

Fındık ayı geldi ama eski bereket, eski huzur ve eski hesap kapanışı artık yok.

Ürün aynı ürün… Toprak aynı toprak…
Ama üreticinin hesabı her yıl biraz daha ağırlaşıyor.