MÜDAHİL OLMALARINDAN GERÇEKTEN BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUM
MÜDAHİL OLMALARINDAN GERÇEKTEN BÜYÜK ÜZÜNTÜ DUYDUM
İçeriği Görüntüle

Ülkemizde faize karşı hassasiyeti olan önemli bir kesim var. Katılım bankaları çeşitli ticari argümanlarla faizsiz finans modeli sundular; ancak uygulamada elde edilen getirilerin zaman zaman geleneksel faiz getirileriyle benzer sonuçlar doğurduğu yönündeki tartışmalar hep devam etti.

Tam da böyle bir ortamda, faizsiz ev ve araba finansmanı gibi modellerle başlayan yeni bir sektör hızla büyüdü. Ardından çok yüksek getiri vaadi taşıyan fon ve benzeri finansal yapılar ortaya çıktı. İzin, denetim ve kontrol mekanizmalarının yeterince sağlıklı işletilmeden hızla genişlemesinin bugün nasıl sonuçlar doğurabileceğini daha iyi görüyoruz.

Faiz hassasiyeti taşıyan insanların birikimleri de yüksek kazanç beklentisiyle bu piyasaya yöneldi. Ancak süreç, bir tarafta çok büyük rakamlarla zenginleşenleri, diğer tarafta “daha çok kazanayım” hırsıyla hareket edip birikimlerini kaybedenleri ortaya çıkardı.

Burada mesele yalnızca kaybedilen paraların geri ödenmesi değildir.

Büyük vurgun yaptığı iddia edilen kişilerin elde ettikleri paraları iade etmesi, eğer ortada bir suç varsa, ceza ve sorumluluk meselesini ortadan kaldırmaz. Haksız kazancın iadesi ayrı, işlenen fiilin hukuki hesabının verilmesi ayrıdır.

Kamu vicdanının rahatlaması için yalnızca paranın izinin sürülmesi değil, bu yapıların nasıl kurulduğunun, kimlerin hangi imkânlarla büyüdüğünün, kimlerin göz yumduğunun ve denetim mekanizmalarının neden çalışmadığının da bütün yönleriyle ortaya çıkarılması gerekir.

Çünkü mesele sadece “para nereye gitti?” sorusu değildir.

Asıl soru şudur:

Bu düzen nasıl kuruldu, kimler tarafından büyütüldü ve neden zamanında durdurulmadı?