FUTBOLDA BAŞARI PARAYLA DEĞİL, AKILLA GELİR

FUTBOLDA BAŞARI PARAYLA DEĞİL, AKILLA GELİR

Osman Kenan Aksoy'un yazısı

Futbolda Başarı Parayla Değil, Akılla Gelir

Bugün bir kez daha gördük ki, takımın gerçek ihtiyaçları doğru şekilde tespit edilmediği ve bu doğrultuda transferler yapılmadığı sürece, sahada ne kadar mücadele edilirse edilsin rakibe karşı oyunun ağırlığını koymak mümkün olmuyor. Eksik kadro, plansızlık ve vizyonsuzluk birleştiğinde ortaya çıkan tablo kaçınılmaz olarak hüsran oluyor.

Üstelik buna bir de hakem hataları eklendiğinde, takımın psikolojik olarak oyundan düşmesi kaçınılmaz hale geliyor. Elle alınan bir topun, “ofsayt yoktu” gerekçesiyle gol sayılması gibi akıl almaz kararlar, sadece skoru değil, oyuncuların inancını da doğrudan etkiliyor. Futbol yalnızca fiziksel değil, zihinsel bir oyundur; adaletsizlik duygusu ise en güçlü takımı bile çökertebilir.

Son yıllarda sıkça duyduğumuz “Parayı ben veriyorum, kulübü de ben yönetirim” anlayışının da ne kadar yanlış olduğu artık çok net biçimde ortadadır. Futbol kulübü, şirket yönetmeye benzemez. Sermaye önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Eğer para her şey olsaydı, Türk futbolunda en çok harcamayı yapan isimlerden biri olan Ali Koç, on yılda bir kez bile şampiyonluk yaşamadan sahneden çekilmezdi.

Demek ki mesele para değil; mesele akıl, liyakat ve futbol kültürüdür.

Bugün ayrıca Hakan Kulaçoğlu’nun yazdığı O Sene 1975-76 Trabzonspor’un İlk Şampiyonluğunun Hikayesi adlı kitabın imza gününe katıldım. Kitabı imzalattıktan sonra kendisine, “İnşallah Trabzonspor’a başkan olursunuz” dedim. Beklediğim cevap “İnşallah”tı. Ancak aldığım cevap oldukça düşündürücüydü:
“Ben o defteri kapattım.”

Bu söz, aslında içinde bulunduğumuz tabloyu çok iyi özetliyor. Trabzonspor gibi köklü bir kulübün başına geçmek için sadece bilgi ve birikim yetmiyor; ciddi bir kamuoyu baskısı, güçlü bir talep ve camianın ortak iradesi gerekiyor. Aksi halde, futboldan ve yöneticilikten uzak profillerin kulübü yönetmeye devam etmesi kaçınılmaz oluyor.

Oysa Trabzonspor, tarih boyunca başarılarını parayla değil, akılla kazandı. 1970’lerde İstanbul hegemonyasını yıkan ruh, transfer bütçesinden değil; aidiyetten, planlamadan ve doğru insanlardan doğmuştu. Bugün de ihtiyaç duyulan şey tam olarak budur.

Trabzonspor’un geleceği; geçmişini bilen, kulübün ruhunu taşıyan, futbolu bilen ve yönetim ciddiyetine sahip isimlerle mümkündür. Hakan Kulaçoğlu gibi tarihsel hafızası olan, bu kulübün neyi temsil ettiğini bilen insanların yönetimde söz sahibi olması bir tercih değil, zorunluluktur.

Sonuç olarak şunu açıkça söylemek gerekir:
Futbolda başarı parayla değil, akılla gelir. Para sadece araçtır; asıl belirleyici olan vizyon, liyakat ve kulüp kültürüdür. Aksi halde ne kadar harcanırsa harcansın, yaşanan sadece hayal kırıklığı olur.

YORUM EKLE