Osman Kenan Aksoy'un yazısı
Güç, Sermaye ve Kukla Siyaset
Günümüz dünya siyaseti artık halk iradesiyle değil, küresel çıkar ağlarının yönlendirmesiyle şekilleniyor. Devletleri yöneten liderler, çoğu zaman bağımsız karar alıcılar olmaktan çok; finans, silah sanayii ve lobi mekanizmalarının ürettiği politik figürler haline gelmiş durumda.
Özellikle Ortadoğu coğrafyası, bu çıkar sisteminin en ağır bedelini ödeyen bölge. Savaşın, kaosun ve istikrarsızlığın kalıcı hale gelmesi tesadüf değil; aksine belli sektörlerin ve güç odaklarının süreklilik arz eden bir ihtiyacıdır.
İsrail devlet politikalarını şekillendiren dar bir güvenlik ve sermaye elitinin, küresel güç merkezleriyle kurduğu ilişkiler de bu tabloyu besleyen unsurlardan biridir. Burada söz konusu olan ne bir halk ne de bir inanç grubudur; mesele tamamen çıkar odaklı bir iktidar mimarisidir.
Jeffrey Epstein gibi skandallar, bu yapıların yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ahlaki ve kriminal boyutlarını da gözler önüne seriyor. Güç, şantaj ve finans üzerinden kurulan ilişkiler ağı, bazı siyasal aktörleri kolayca yönlendirilebilir hale getiriyor.
Donald Trump örneği, popülist liderlerin bu sistem içinde nasıl manevra alanı daraltılmış figürlere dönüştüğünü gösteriyor. İran’a karşı sürekli gündemde tutulan savaş söylemi de barıştan değil, gerilimden beslenen bu düzenin doğal sonucudur. Liderler karar almıyor; kararlar onlara aldırılıyor.
Bugün dünyada yaşanan krizlerin büyük bölümü, ideolojik ya da dini çatışmalardan değil; çıkar, sermaye ve güç rekabetinden kaynaklanıyor. Halklara sunulan söylem başka, sahnede oynanan oyun bambaşka.
Asıl tehlike ise insanların bu tabloyu kimlikler üzerinden okumasıdır. Oysa gerçek aktör ne millet ne din ne de ideolojidir. Gerçek aktör; savaşı ekonomik modele dönüştüren küresel çıkar sistemidir.
Ve bu sistem değişmedikçe, isimler değişse bile kukla siyasetin kendisi değişmeyecektir.
Güncelleme Tarihi: 06 Şubat 2026, 12:58