Yeni yıl yaklaşırken yine aynı manzara…
Asgari ücret konuşulmaya görsün, ortalık hemen karışıyor:
“Özel sektörde çalışanlar işsiz kalacakmış!”
“İşveren maaş ödeyemeyecekmiş!”
Panik yok! Bu ezber her yıl sahneye konan bir oyun.
Amaç belli: Çalışanı korkut, panik havası yarat, sonra da verilen rakama razı et.
Kazanan kim? Merkezi hükümet ve işverenler. Kaybeden kim? Alnının teriyle geçinmeye çalışan milyonlar…
Şunu herkes biliyor:
Asgari ücret ister 30 bin olsun, ister 50 bin olsun (keşke!), bu ülke dönmeye devam edecek.
Çünkü hayat durmuyor. Fabrika dönecek, dükkân açılacak, hizmet sürecek.
Bu kadar basit!
Asgari ücretli insanın tek derdi “yarın eve ne götüreceğim?” korkusu olmasın.
Kirasını, faturasını, çocuğunun okul masrafını düşünmekten geceleri uyuyamayan bir işçinin veriminden nasıl bahsedeceksiniz?
Ben işveren olsam, evimi ayakta tutan çalışanımın hakkını her daim gözetirim.
Unutmayın işverenler:
Bugün zirvede olabilirsiniz, yarın dipte.
Kimsenin ahını almak size bir şey kazandırmaz, aksine çok şey kaybettirir.
Gelelim önerime:
Asgari ücreti belirleyen hükümet ve ilgili tüm kurumlar şunu artık görmeli:
• Bekâr çalışan → Standart asgari ücret
• Evli + 1 çocuk → Asgari ücrete ek 12 bin TL destek
• Evli + 2 çocuk ve üzeri → Ek 17 bin TL destek
Aile dediğin yer huzurlu olursa toplum da huzurlu olur.
Bugün ailelerin temel derdi geçim sıkıntısı.
Bu destek verilse, asgari ücretlinin yüzü güler, hükümet de huzurlu bir toplum kazanır.
Son söz:
Asgari ücret, en azından alt kademe memur maaşı seviyesine gelmedikçe bu tartışmalar bitmez.
Umarım bu yıl gerçekten insanca yaşayacak bir rakam belirlenir.