Osman Kenan Aksoy'un yazısı
Savaşın Bedelini Kim Ödüyor?
Tarih bize defalarca aynı gerçeği gösterdi: Savaşları liderler başlatır, bedelini ise halklar öder. Bugün Ortadoğu’da yaşananlar da bu kadim gerçeğin yeni bir sahnesinden ibaret.
Şehirlerin üzerinde siren sesleri yankılanıyor. İnsanlar gecenin bir yarısı sığınaklara koşuyor. Gökyüzünden yağan füzeler ve bombalar yalnızca binaları değil, insanlığın vicdanını da paramparça ediyor. Bilimin, teknolojinin ve iletişimin zirve yaptığı bir çağda hâlâ savaşın çözüm yolu olarak görülmesi insanlık adına utanç verici bir durumdur.
Ben, halkların özünde masum olduğuna inanan biriyim. Çünkü hiçbir anne çocuğunu savaşın ortasında büyütmek istemez. Hiçbir baba sabah evden çıkarken şehrinin bombalanacağını düşünmek istemez. Savaşın tarafı aslında halklar değildir; onların kaderi çoğu zaman birkaç liderin siyasi hesaplarının gölgesinde belirlenir.
Bugün gelinen noktada dünyanın gözü önünde büyüyen gerilim, iki liderin politikalarının etrafında şekillenmiş durumda. Donald Trump ve Benjamin Netanyahu’nun izlediği sert politikalar, bölgeyi giderek daha tehlikeli bir çatışma sarmalına sürüklüyor. Bu sarmalın içinde ise en büyük bedeli yine masum insanlar ödüyor.
Daha da düşündürücü olan ise dünyanın geri kalan güçlü ülkelerinin büyük ölçüde sessiz kalmasıdır. ABD ve İsrail dışında küresel ölçekte söz sahibi olan birçok ülkenin bu tablo karşısında net bir irade ortaya koyamaması, uluslararası sistemin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Bu sessizliğin arkasında diplomatik hesaplar mı, ekonomik çıkarlar mı yoksa yeni bir güç dengesi arayışı mı var; bunu zaman gösterecek.
Ancak savaş planlarını yapanların hesaba katmadığı bir gerçek de giderek daha belirgin hale geliyor: İran kolay lokma değil. Yıllardır ağır yaptırımlar altında yaşayan, bölgesel dengelerin merkezinde bulunan bir ülkenin birkaç askeri hamleyle geri adım atacağını düşünmek ciddi bir stratejik yanılgı olabilir.
Belki de en büyük hata burada yapıldı. İran’ın tarihini, direncini ve toplumsal dinamiklerini doğru okuyamayanlar, onu Venezuela gibi ekonomik baskıyla hızla çökecek bir ülke zannetmiş olabilir. Oysa Ortadoğu’nun jeopolitiği basit hesaplara sığmayacak kadar karmaşıktır.
Savaşın sonunda kim kazanır bilinmez. Ama tarihin bize öğrettiği bir gerçek var: Kazanan taraf bile kaybeder. Çünkü savaşın ardından geriye kalan şehirler değil, harabelerdir; insanlar değil, acılardır; umutlar değil, gözyaşlarıdır.
İnsanlık hâlâ aynı sorunun cevabını arıyor:
Bir savaş gerçekten kazanılabilir mi?
Çünkü savaş bittiğinde geriye kalan tek şey, kan ve gözyaşıdır.
Güncelleme Tarihi: 14 Mart 2026, 08:02