Halil İbrahim İleli'nin yazısı
Trabzon iş dünyası bir kez daha kritik bir dönemece giriyor. Bugün Trabzon’un en temel sorunlarından biri, üretim yerine hâlâ ağırlıklı olarak ticaretle ayakta kalmaya çalışmasıdır. Oysa rekabetin bu kadar sertleştiği bir dönemde, katma değer üretmeyen hiçbir şehir uzun vadede ayakta kalamaz. Sanayi altyapısının yetersizliği, organize sanayi bölgelerinin kapasite sorunları ve yeni yatırım alanlarının sınırlı oluşu, iş dünyasının elini kolunu bağlayan başlıca etkenler arasında yer alıyor.
Bunun yanında lojistik meselesi de hâlâ çözülebilmiş değil. Liman, kara yolu ve bölgesel bağlantılar konusunda yıllardır konuşulan projelerin somut karşılık bulmaması, yatırımcının önünü görmesini zorlaştırıyor. Şehir, coğrafi avantajını kullanamıyor; bu da Trabzon’u rekabette geriye düşürüyor.
Finansmana erişim ise ayrı bir yara. Küçük ve orta ölçekli işletmeler krediye ulaşmakta zorlanıyor, ulaşsa bile maliyetler altında eziliyor. Bu noktada iş dünyasının beklentisi; daha güçlü bir temsil, daha etkin bir lobi ve Ankara nezdinde daha somut sonuçlar üreten bir yapı.
Elbette sorunları sıralamak kolay. Asıl mesele çözüm üretmekte. Yeni dönemde beklenti; klasik oda yönetimi anlayışının dışına çıkılmasıdır. Sadece belge düzenleyen değil, yön gösteren, proje üreten, yatırım çeken bir yapı şart. Genç girişimcilerin önünü açan, dijital dönüşümü merkeze alan ve ihracatı artırmaya odaklanan bir vizyon artık kaçınılmazdır.
Trabzon’un potansiyeli var. Ancak bu potansiyelin harekete geçmesi için cesur kararlar, güçlü bir irade ve en önemlisi şehrin tamamını kucaklayan bir anlayış gerekiyor. Seçimler gelip geçer; ama geride bırakılan vizyon, şehrin kaderini belirler.