TRABZON TİCARET VE SANAYİ ODASI VİZYON ARIYOR: GENÇLER NEDEN GİDİYOR?

TRABZON TİCARET VE SANAYİ ODASI VİZYON ARIYOR: GENÇLER NEDEN GİDİYOR?

Osman Kenan Aksoy'un yazısı

Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Vizyon Arıyor: Gençler Neden Gidiyor?

Trabzon bir karar kavşağında. Ya mevcut gidişatı “alışılmış gerçeklik” diye kabullenecek ya da cesur bir vizyonla yeniden ayağa kalkacak. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis Üyesi ve başkan adayı Ahmet Kazaz’ın “Gençler bu şehirde neden durmuyor?” başlıklı sunumda yaptığı tespitler, işte tam da bu yol ayrımını işaret ediyor.

Kazaz’ın altını çizdiği en çarpıcı cümle şu:
“Gençler işsizlikten değil, güvensizlikten gidiyor.”

Bu ifade bir eleştiri değil, bir durum tespiti. Çünkü mesele yalnızca istihdam değil; mesele gelecek duygusu, öngörülebilirlik ve şehirde kalmaya değecek bir hayal.

Emekli şehre dönüşen bir merkez

Trabzon’un demografik yapısı alarm veriyor. Avrupa’da dört çalışana bir emekli düşerken, Türkiye ortalamasında iki çalışana bir emekli oranı söz konusuyken, Trabzon’da bu dengenin neredeyse 1’e 1 seviyesine gerilemesi sıradan bir veri değildir.

Ölüm oranlarının ülke ortalamasının üzerinde, doğum oranlarının altında seyretmesi; nitelikli göçün artması ve gençlerin her yıl yaklaşık beş bin kişi halinde şehri terk etmesi… Bunlar birer istatistik değil, geleceğin sessiz çığlığıdır.

Bir şehir gençlerini kaybediyorsa, sadece nüfus kaybetmez; enerjisini, üretim kabiliyetini ve yarınını kaybeder.

Sermaye neden bekliyor?

Ekonomik göstergeler de tabloyu tamamlıyor. Mevduatlar yüzde 75 artarken kredilerdeki artışın yüzde 36’da kalması, paranın yatırıma değil beklemeye yöneldiğini gösteriyor. Yasal takibe düşen alacakların Türkiye genelinde yüzde 101 artmasına karşılık Trabzon’da yüzde 245 artmış olması, ekonomik yapının ne kadar kırılganlaştığını ortaya koyuyor.

İhracatta Türkiye büyürken Trabzon’un küçülmesi ise ayrı bir uyarı niteliğinde.

Bu veriler tek başına “kriz” demek değildir; ancak güven eksikliği demektir. Güven yoksa yatırım olmaz, yatırım yoksa üretim artmaz, üretim artmazsa genç kalmaz.

Ticaret ve sanayi odaları ne yapmalı?

Tam da bu noktada asıl meseleye geliyoruz. Ticaret ve sanayi odaları yalnızca üyelerinin sicil kayıtlarını tutan, aidat tahsil eden bürokratik yapılar olmamalıdır. Oda; üyelerinin önünü açan, onları uluslararası piyasalarla buluşturan, ihracat kapılarını zorlayan, kümelenme projeleri geliştiren ve küresel ağlara entegre eden bir lokomotif olmalıdır.

Bir oda, üyelerine sadece belge vermemeli; vizyon vermelidir.
Sadece kayıt tutmamalı; istikamet göstermelidir.

Bu da ancak kurumsal kapasiteyi güçlendirmekle mümkündür. Proje üretebilen, uluslararası fonlara erişebilen, stratejik planlama yapabilen, veri analiziyle karar alan bir yapılanma şarttır.

2050’ye uzanan bir irade

Ahmet Kazaz’ın dile getirdiği “2050 Trabzon Strateji ve Vizyon Programı” çağrısı bu nedenle önemlidir. Trabzon, geçmişte İpekyolu’nun önemli geçiş noktalarından biri olmuş, medeniyetlerin buluşma merkezi haline gelmiş bir şehirdir. Böyle bir tarihsel mirasa sahip şehir, günü kurtaran yaklaşımlarla yönetilemez.

2026 yılında uluslararası profesyonel bir firmaya kapsamlı bir vizyon çalışması hazırlatmak, ardından bunu kararlılıkla uygulamak; belki de Trabzon’un makûs talihini tersine çevirecek adımdır.

Çocuklarımızı yanımızda tutamadık belki…
Ama doğru stratejiyle torunlarımızı yanımızda görebiliriz.

Asıl soru

Bugün sormamız gereken soru şudur:
Trabzon kendi potansiyeline inanacak mı?

Eğer şehir olarak güven üretir, şeffaflığı esas alır ve kurumlarımızı vizyoner bir anlayışla yeniden yapılandırırsak; giden gençler geri dönebilir. Çünkü gençler sadece iş aramaz; anlam arar, gelecek arar.

Trabzon’un ihtiyacı olan şey bir makam değişikliği değil; bir zihniyet değişikliğidir.

Ve belki de en kritik mesele şudur:
Bu değişimi talep edecek cesareti gösterebilecek miyiz?

Güncelleme Tarihi: 28 Şubat 2026, 09:07
YORUM EKLE