TRABZON’A 3,8’LİK BİR HATIRLATMA

TRABZON’A 3,8’LİK BİR HATIRLATMA

Geçtiğimiz gece, Trabzon’da Karadeniz’in iç kesimlerinde meydana gelen 3,8 büyüklüğündeki deprem, rakamsal olarak küçük; hissiyat olarak ise oldukça büyüktü. Birçok evde net şekilde hissedildi, kimi evlerde “sallanıyor muyuz?” sorusu yüksek sesle soruldu. Asıl mesele de tam burada başlıyor.

Bu deprem yıkmadı. Zaten yıkmak için de gelmedi.
Ama çok net bir mesaj bıraktı.

Trabzon, yıllardır kendini “deprem dışı” bir şehir olarak görmeye alıştı. Oysa deprem, sadece fay hattının tam üstünde olma meselesi değildir. Zemin yapısı, plansız kentleşme, denetimsiz yapılar küçük sarsıntıları bile büyütür. 3,8’lik bir depremin evlerin içinde bu kadar hissedilmesi, depremden çok şehirle ilgili bir sorun olduğunu gösteriyor.

Dolgu alanlar, alüvyon zeminler, yamaçlara yaslanmış binalar, denizle yarışan beton… Trabzon’un deprem karnesi kağıt üzerinde iyi görünse de, uygulamada sınıfta kalmaya adaydır. Deprem, dün gece bize şunu sordu:
“Binalarına ne kadar güveniyorsun?”

Bu tür sarsıntılar aynı zamanda toplumsal bir uyarıdır. Büyük felaketler genellikle sessiz şehirlerde gelir; çünkü oralarda hazırlık yoktur. “Bizde olmaz” cümlesi, Türkiye’de en pahalıya mal olan cümlelerden biridir.

Dün geceki deprem, korkutmak için değil;
unutulanı hatırlatmak için geldi.

Trabzon’a düşen ise bu mesajı geçiştirmek değil, ciddiye almaktır. Çünkü deprem, ikinci kez aynı üslupla konuşmaz.

YORUM EKLE