Osman Kenan Aksoy'un yazısı
Trabzon’da Dolmuş Meselesi: Alışkanlık mı, Kamu Yararı mı?
Trabzon’da dolmuş trafiğini düzene sokmak amacıyla dün yeni bir plan yürürlüğe girdi. Daha ilk günün sabahında ise bazı durak şoförleri, “köprü altı” olarak bilinen alana araçlarını park ederek trafiği adeta kilitledi. Şehirde zaten hassas olan ulaşım dengesi, kısa sürede alt üst oldu.
Neyse ki Şoförler Derneği Başkanı’nın “Araçlar bu alanı terk etsin, sorunları cemiyette konuşmalıyız” yönündeki sağduyulu çıkışıyla eylem büyümeden sona erdi. Ama yaşananlar bize önemli bir gerçeği bir kez daha gösterdi: Trabzon’da dolmuş meselesi sadece bir ulaşım sorunu değil, aynı zamanda bir alışkanlık ve zihniyet sorunudur.
Trabzon halkı yıllardır dolmuşlar tarafından fazlasıyla “rahatlığa” alıştırıldı. Neredeyse evinin kapısında inmek isteyen, 50 metre yürümeyi bile dert eden bir yolcu profili oluştu. Şimdi yeni düzenleme ile bazı duraklar değişti ve meydana ulaşmak için 300-500 metre yürüme gerekliliği ortaya çıktı. Kıyamet de tam burada koptu.
Oysa şehir yöneticilerinin yaptığı şey son derece makul: Trafik kirliliğini azaltmak, merkezdeki keşmekeşi hafifletmek ve daha düzenli bir ulaşım sistemi kurmak. Buna biraz sabır göstermek yerine, yolcuların sızlanmaları ve şoförlerin Trabzon insanına özgü tezcanlılığı birleşince daha ilk günden “eylem” sahneye kondu.
İşin bir de kulis boyutu var. Şoförler Odası seçimlerinde kaybeden grubun, “Oy vermedik diye hat dizilişinde bize en kötü yerler verildi” iddiası şehirde konuşuluyor. Doğru mu, değil mi bilinmez ama mesele sadece trafik değil, biraz da güç ve çıkar çatışması gibi duruyor.
Sonuçta olan yine Trabzon trafiğine oluyor.
Evet, insanlar eskisine göre 300-500 metre daha fazla yürüyecek. Ama bu mesafeyi bir kayıp değil, kazanç olarak görmek gerek. Hem şehir nefes alacak hem de biz biraz hareket etmiş olacağız. Sağlıklı yaşam için bundan daha basit bir fırsat mı var?
Belki de mesele şu: Trabzon’un artık şunu kabullenmesi gerekiyor. Şehir hayatı, “kapıdan kapıya” konforu değil, ortak alanlarda ortak kurallara uymayı gerektirir. Kamu yararı, bireysel rahatlıktan her zaman daha değerlidir.