“ORTADOĞU PAZARI YÜKSEK UÇAK BİLETLERİ NEDENİYLE KAYBEDİLİYOR”
“ORTADOĞU PAZARI YÜKSEK UÇAK BİLETLERİ NEDENİYLE KAYBEDİLİYOR”
İçeriği Görüntüle

19 Mayıs; yalnızca bir bayram değil, bir milletin küllerinden yeniden doğuş iradesinin adıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a attığı o ilk adım, aslında umutsuzluğa teslim olmayan bir gençliğin de ilk yürüyüşüydü. Bugün ise o yürüyüşün emanetçileri olan gençlerimiz, ne yazık ki hayatın ağır yükleri, gelecek kaygısı, adaletsizlik hissi ve umutsuzluk girdabı arasında yol aramaktadır.

Eğer 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda gençlerimizle bir araya gelme fırsatı bulsaydım; önce onları dinlerdim. Çünkü gençliği anlamadan, bir milletin yarınını inşa etmek mümkün değildir. Onların gözlerinde büyüyen endişeyi, içlerinde biriken kırgınlığı ve yarına dair azalan umutlarını birlikte değerlendirirdik. Zira mesele yalnızca ekonomik zorluklar değil; aynı zamanda hayallerin ertelenmesi, emeğin karşılığını bulamaması ve gençliğin kendisini değersiz hissetmesidir.

Fakat bilirdim ki bu milletin gençliği, tarih boyunca en karanlık zamanlarda dahi ayağa kalkmayı başarmıştır. Tam da bu yüzden, Mustafa Kemal Atatürk’ün o ölümsüz sözünü yeniden hatırlatırdım:

“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.”

Bu söz, yalnızca bir teselli değil; aynı zamanda bir diriliş çağrısıdır. Çünkü Türk gençliği; çalışkanlığıyla, zekâsıyla, vicdanıyla ve vatan sevgisiyle kendi kaderini değiştirecek kudrete sahiptir. Yeter ki önlerine set değil, ufuk açılsın. Yeter ki liyakat, adalet ve fırsat eşitliği hâkim olsun. Yeter ki gençlerimiz kendi ülkelerinde umutla yaşayabilecekleri bir geleceğe inandırılsın.

Bugün bizlere düşen görev; gençlerimize kuru vaatler değil, sağlam bir gelecek bırakmaktır. Bilimin yol gösterdiği, sporun birleştirici ruhunun yaşandığı, özgür düşüncenin korkmadan konuşabildiği, emeğin değer gördüğü bir Türkiye inşa etmek zorundayız. Çünkü bir ülkenin gerçek serveti ne yer altı kaynaklarıdır ne de beton yığınları… Bir ülkenin en büyük gücü, yetişmiş ve umutlarını kaybetmemiş gençliğidir.

19 Mayıs’ın ruhu da tam olarak budur: Umutsuzluğu değil mücadeleyi, teslimiyeti değil dirilişi seçmek…

Ve inanıyorum ki;
Türk gençliği yeniden ayağa kalktığında, yalnızca kendi geleceğini değil, bu ülkenin yarınlarını da aydınlatacaktır.