“ÜRETİCİMİZİN YAŞADIĞI SORUNLARI DOĞRUDAN İLETTİK”
“ÜRETİCİMİZİN YAŞADIĞI SORUNLARI DOĞRUDAN İLETTİK”
İçeriği Görüntüle

Trabzon zor bir şehir. Hele konu futbol olunca, neredeyse herkes kendisini teknik direktör seviyesinde görür ve ahkâm keser. Ancak asıl sorun, Trabzonspor’da teknik direktör tartışmalarından çok daha derinde yatıyor.

Maalesef uzun süredir Trabzonspor yönetiminin küçük ama etkili bir kliğin kontrolünde olduğu yönünde ciddi bir kanaat oluşmuş durumda. Adeta kulübün önemli kararları bu dar çevrenin etkisiyle şekilleniyor. Takımdan ve yönetimden uzak kaldıklarında ise, oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibi yeniden o oyuncağa ne zaman kavuşacaklarının hesabını yapıyorlar.

Hatırlayalım; Abdullah Avcı sonrasında aslında olması gereken, Şenol Güneş’in sportif direktör, Fatih Tekke’nin ise teknik direktör olarak göreve getirilmesiydi. Böyle bir yapılanmada Fatih Tekke, Şenol Güneş’in tecrübesinden faydalanacak, mental ve teknik anlamda kendisini daha da geliştirecek, zaman içerisinde de bayrağı devralacaktı.

Bu birlikteliği kimlerin istemediğini bilmiyoruz. Ancak Şenol Güneş’in teknik direktörlük dönemindeki başarısızlığının ardından, taraftarın yoğun ve duygusal baskısı sonucunda Fatih Tekke göreve getirildi. Üstelik yeterince güçlendirilmemiş, takviye yapılmamış bir kadroyla çalışmasına rağmen, ortaya nispeten başarılı bir performans koydu.

Bu sezon ise tablo tamamen değişti. Salah’ın kulübe adeta hediye edilmesiyle başlayan süreçte, güçlü ve alternatifli bir kadro oluşturuldu. Ancak Fatih Tekke, belki de kendi ifadesiyle “hoca kovduracak kadro” olarak nitelendirilebilecek bu ağır beklentinin altında kaldı. Mental olarak bu baskıyı yönetemedi ve görevinden ayrılmak zorunda kaldı.

İnsan ister istemez şu soruyu sormadan edemiyor: Geçen sezon gerekli takviyelerin yapılmaması, bu sezon ise güçlü bir kadronun kurulması, Fatih Tekke’nin sonunu hazırlayan planlı bir sürecin parçası mıydı?

Şimdi ise yaşananlara baktığımızda, önce “olmayacak” isimlerin gündeme getirildiğini ve tüketildiğini görüyoruz. Ardından da kamuoyunda uzun süredir konuşulan, malum ekibin istediği Şenol Güneş ismine yeniden zemin hazırlanıyor gibi bir görüntü ortaya çıkıyor.

Yabancı bir teknik direktörle anlaşılacağı söylenirken, henüz teknik direktör belirlenmeden yardımcı antrenörlerin belirlenmesi de başlı başına tartışılması gereken bir durumdur. Çünkü etik ve profesyonel olan, teknik direktörün belirlenmesinden sonra onun çalışma ekibiyle ilgili kararların alınmasıdır. Ancak ortada sanki teknik direktör kim olacakmış gibi bir belirsizlik değil, aksine herkesin bildiği fakat henüz açıklanmayan bir plan varmış izlenimi oluşuyor.

“Acele etmiyoruz” deniliyor. Belki Hüseyin Çimşir ile birkaç hafta devam edilecek, ardından Şenol Güneş ismi yeniden gündeme getirilecek. Sonra da kamuoyuna, “Conte olmadı, başka da uygun isim bulunamadı” denilerek bu kararın kaçınılmaz olduğu anlatılmaya çalışılacak.

Elbette bunlar benim bugünden gördüğüm ve duyduğum tablo üzerinden yaptığım değerlendirmelerdir. Umarım yanılırım. Umarım Trabzonspor gerçekten planlı, profesyonel ve kulübün geleceğini önceleyen bir teknik yapılanmaya gider.

Eğer yazdıklarım gerçekleşmezse, bundan memnuniyet duyar ve yanıldığım için de özür dilerim. Çünkü benim için önemli olan haklı çıkmak değil, Trabzonspor’un doğru yönetilmesidir.