"İŞ DÜNYASININ,ÜLKENİN KALKINMASINDA ÖNEMLİ SORUMLULUKLAR ÜSTLENİYOR"
"İŞ DÜNYASININ,ÜLKENİN KALKINMASINDA ÖNEMLİ SORUMLULUKLAR ÜSTLENİYOR"
İçeriği Görüntüle

Türkiye’nin Öncelikli Sorunu: Gelir Dağılımındaki Adaletsizlik

Ülkemizin birçok sorunu olduğu bir gerçek. Ekonomiden eğitime, adaletten liyakate kadar çözüm bekleyen pek çok meselemiz var. Ancak ben bütün bu sorunların temelinde ve toplumsal huzursuzluğun önemli nedenlerinden birinde gelir dağılımındaki adaletsizliğin bulunduğunu düşünüyorum.

Bu sorunu çözmeden Türkiye’nin gerçek anlamda huzura kavuşmasının çok zor olduğu kanaatindeyim.

Bugün ortaya çıkan tabloyu emekliler üzerinden bile görmek mümkün.

Örneğin kamuda işçi statüsünden emekli olmuş bir kişinin yaklaşık 110 bin TL, üniversiteden yeni emekli olmuş bir profesörün ise yaklaşık 105 bin TL emekli aylığı alabildiği bir sistemde; yıllarca özel sektörde nitelikli işlerde çalışmış insanların 30-40 bin TL civarında emekli maaşıyla yaşamaya çalışması ciddi bir çarpıklık değil midir?

Dahası, emeklilerin önemli bir bölümünün kök aylığının 20 bin TL’nin altında kalması, çalışma hayatı boyunca ödenen primlerle emeklilikte alınan aylık arasındaki ilişkinin ne kadar bozulduğunu göstermektedir.

Burada mesele elbette kamudan emekli olan işçinin veya profesörün aldığı maaşın fazla olması değildir. İnsanların emeğinin karşılığını almasına kimse itiraz etmez.

Asıl mesele, aynı ülkede, yıllarca çalışan ve prim ödeyen insanlar arasında böylesine büyük gelir farklılıklarının oluşmuş olmasıdır.

Üstelik sorun sadece emeklilerle sınırlı değil.

Çalışanlar açısından da benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Bir kurumda bölge müdürü ile şoförü arasındaki ücret farkının, taşıdıkları sorumluluk, eğitim, tecrübe ve yaptıkları işin niteliğiyle orantılı olmaması da sistemdeki ücret dengesizliğinin başka bir göstergesidir.

Örnekleri çoğaltabiliriz.

Bence artık tartışmamız gereken, “Kim ne kadar alıyor?” sorusundan çok, “İnsanların aldığı ücret ve emekli aylığı adil bir sistemin sonucu mu?” sorusudur.

Çözüm, bir kesimin gelirini düşürmek değil; emeği, eğitimi, sorumluluğu, tecrübeyi ve ödenen primi esas alan adil bir ücret ve emeklilik sistemi kurmaktır.

Çünkü gelir dağılımındaki uçurum büyüdükçe adalet duygusu zedelenir. Adalet duygusu zedelendikçe de toplumda huzursuzluk, kırgınlık ve güvensizlik artar.

Bu nedenle Türkiye’nin önceliklerinden biri, hiç şüphesiz gelir dağılımındaki çarpıklığı gidermek olmalıdır.

Adalet sadece mahkeme salonlarında aranmaz. Adalet; alın terinde, ücrette, emekli aylığında ve toplumun ürettiği refahın paylaşılmasında da kendisini göstermelidir.

Gelir dağılımında adalet sağlanmadan ekonomik huzuru, ekonomik huzur sağlanmadan da toplumsal huzuru kalıcı olarak sağlamak mümkün değildir.