Dünya fındık üretiminin ve ihracatının büyük bölümünü elinde bulunduran Türkiye, bugün sessiz ama son derece tehlikeli bir tehditle karşı karşıyadır: Kahverengi kokarca.
Bundan birkaç yıl öncesine kadar ülkemizde varlığı bilinmeyen bu zararlı, özellikle Karadeniz Bölgesi'nde hızla yayılmış ve fındık üreticisinin en büyük kâbusu haline gelmiştir. Meyveye verdiği zarar nedeniyle hem verimi düşürmekte hem de ürün kalitesini ciddi şekilde bozmaktadır. Daha da endişe verici olan ise, aradan geçen zamana rağmen bu tehdide karşı yeterli ve etkili bir mücadelenin ortaya konulamamış olmasıdır.
Bugün birçok üretici, bahçesinde yetiştirdiği fındığın geçmiş yıllardaki kaliteye ulaşamadığını dile getiriyor. Eğer bu gidişat devam ederse, uluslararası piyasalarda Türk fındığının itibarı da zarar görebilir. Kalite standartlarına son derece önem veren ithalatçı ülkelerin, ilerleyen yıllarda Türk fındığına çeşitli kısıtlamalar getirmesi veya daha sıkı denetimler uygulaması ihtimal dahilindedir.
Üstelik rakip ülkeler de boş durmuyor. Son yıllarda dünyanın farklı bölgelerinde fındık bahçelerinin sayısı hızla artıyor. Türkiye'nin yıllardır sahip olduğu üretim üstünlüğü, yalnızca miktarla değil kaliteyle de korunmak zorundadır. Aksi halde bugün dünyanın vazgeçilmez tedarikçisi olan ülkemiz, yarın pazar payını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Kahverengi kokarca meselesi artık sadece bir tarım zararlısı sorunu değildir. Bu konu, milyonlarca insanın geçim kaynağını, milyarlarca dolarlık ihracat gelirini ve Türkiye'nin dünya fındık piyasasındaki liderliğini ilgilendiren stratejik bir meseledir.
Fındık Türkiye için yalnızca bir tarım ürünü değil, ekonomik ve millî bir değerdir. Bu nedenle kokarca tehdidine karşı topyekûn ve kararlı bir mücadele yürütülmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi takdirde birkaç yıl sonra Türk fındığının karşı karşıya kalacağı uluslararası yaptırımları ve pazar kayıplarını konuşuyor olabiliriz.